Benimle Bir Gün (Ofis, Adliye, Baro Dersleri)

by - Temmuz 13, 2017


"Sen şimdi ne yapıyorsun?", "Stajyer avukatlar ne iş yapıyor?" tarzı sorular bana en çok gelen sorulardandır herhalde. Ben de sizi bir günlüğüne yanıma alarak ne yaptığımı, ne ettiğimi anlatayım ve hepinize toplu cevap vermiş olayım dedim. Tabii aslında bir günüm diğerini tutmuyor. Bir gün Eminönü'nde İTO'ya gitmem gerekirken başka bir gün bir tapu müdürlüğüne gitmem gerekebiliyor bazen ama bugün size çoğunlukla olduğu gibi ofis-adliye arasında geçen bir günümü anlatacağım.



Bir önceki gün adliyede iş verilmişse sabah doğrudan adliyeye gidiyorum ama bugün sabah bir işim yoktu ve ofise geldim. Aslında ofisimde iş başlama saati 09:00 ancak bir esneklik payı da var bunda. Ben yine de her zaman tam vaktinde gelmeye özen gösteriyorum ve size de aynısını tavsiye ederim. İş yeriniz biraz geç kalmanızı dert etmiyor diye bundan yararlanmak doğru değil ve siz vaktinde geldikçe sorumluluk sahibi, güvenilir ve prensip sahibi olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Sekreter arkadaşımız bizden yarım saat erken geliyor ve ben de erken geldiğimden ofisin ortasındaki koltuklu alanda oturup, kahvelerimizi alıp, biraz sohbet edip, televizyon izleyebiliyoruz. Aynı zamanda bu boş vakti o gün yapacağım işleri toparlamak için kullanıyorum çünkü liste halinde yazıp düzenli bir şekilde görmezsem inanılmaz stres yapıyorum.



Daha sonra adliyede iş çıktı ve oraya gittim. Ofis içi işlerim genellikle dilekçe yazmak veya araştırma yapmak oluyor. Dilekçe yazmak bir avukatın yaptığı en önemli işlerden olduğu için bana göre en zoru o. Bana dilekçe verildiğinde genelde 1 haftalık bir sürem oluyor ama ben verilen gün içinde ya da eve götürüp en kötü ertesi güne bitirip vermeye dikkat ediyorum. Dediğim gibi sorumluluk sahibi olduğunuzu göstermek için bu tarz şeylere özen göstermeniz gerek, özellikle de avukatlık gibi sürelerin çok önemli olduğu bir meslekte. Dilekçe tarihini kaçırmak, delilleri sunmak için süreyi kaçırmak veya duruşmayı kaçırmak müvekkilinizi hak kaybına ve ciddi zararlara uğratabilir. Bu konuya Hukuk Seçmek İsteyenlere Tavsiyeler adlı yazımda değinmiştim.

Dışarıdaki işlerimiz ise çok çeşitli ve ofisten ofise de değişiyor. Adliyede dilekçe vermek, kalemlerle görüşmek, icra takiplerini yürütmek, bazen tahliyeye gitmek veya hacze çıkmak gibi pek çok işin peşinden koşturmanız gerekebilir.  Stajınızın ikinci 6. ayındaysanız birtakım duruşmalara da girebilirsiniz. Bazı ofislerde icra takip dosyaları için ayrı çalışan alınırken bazılarında bu iş komple stajyerlere verilebiliyor. Bizim takip dosyalarıyla ilgilenen çalışanımız sağlık sorunları nedeniyle 1 aya yakın süredir gelemediğinden ben son zamanlarda çoğunlukla icralarla ilgileniyorum mesela. Bayağı zorlandım aslında başlarda ama zorlana zorlana öğreniyorsunuz zaten. Stajyerlikte aslında ne kadar çok çeşit iş verilirse size o kadar iyi çünkü bir gün kendi ofisinizi açtığınızda veya avukat olduğunuzda o kadar çok iş bilirsiniz.



Öğle arasında adliyedeysem genelde adliyenin yanındaki Starbucks'a gidiyorum ve fırsat bu fırsat biraz kitap okuyorum.  Öğle arasına kadar yaptığım işler için en sevdiğim kahveyle kendimi ödüllendiriyorum çünkü daha gün çook uzun ve o kafeine ihtiyacım var. Sokrates'in Savunması eşliğinde kahvemi bitirdikten sonra saat 13:00 olunca kalkıp adliyeye döndüm ve işlerime devam ettim. 



Normal şartlarda adliyede işim bitince ofise dönerim veya bitmiyorsa adliye kapanana kadar halledebildiğim kadarını hallederim ama baro derslerim başladığından adliyeden taksim servisine binip Staj Eğitim Merkezi'ne geldim. İşte eskisi kadar aktif olamamamın sebebi tam olarak bu arkadaşlar. Dersler aslında çok yararlı ve okuldaki gibi teoriye yönelik değil. Daha çok işimize yarayacak, uygulamaya yönelik dersler bunlar ancak akşam 19:30 da bittiğinden ne yazık ki bütün gününüzü bitiriyor. Bilmeyenler için stajınızın ikinci 6 ayı başladığında (bazen biraz daha erken veya biraz daha geç olabiliyor) telefonunuza baro derslerinizin ne zaman başlayacağına dair bir mesaj geliyor. 1 ay sürecek ve haftaiçi her gün olan bu derslerin tamamına girmeniz zorunlu. Giremediğiniz ders olduğunda bir sonraki ay baro dersleri baştan başladığında gidip o derse girmeniz gerekiyor. Tamamlamadığınız ders olursa ne yazık ki stajınızı bitirip ruhsat alamıyorsunuz.

Geldik günümün sonuna. Ders bittikten sonra ya eve gidip kendimi anında yatağa atıyorum ya da hazır Taksim'deyken arkadaşlarımla görüşüp, onlara vakit ayırıyorum. Yorgun olsam da arkadaşlarımla vakit geçirmek bana enerji veriyor, hele ki cuma günleri ders çıkışı değmeyin keyfime. Eve dönüş yolumda İstiklal'de yürürken gördüğüm her kitapçıya girdiğimden bütçeme biraz zarar vermeyi de asla ihmal etmiyorum. Bu ders işi bu açıdan pek de hoş olmadı aslında, günde iki kere D&R'ın, Mephisto'nun, İnsan Kitap'ın, YKY'nin önünden geçip nasıl kitap almadan eve dönebilirim ki?

İşte merak edenlere bir günüm çoğunlukla böyle geçiyor. Eve döndüğümde bir bölüm dizi izlemelik halim kaldıysa şanslı sayıyorum kendimi ve yatmadan önce de mutlaka az da olsa biraz kitap okuyorum. Ve bir sonraki gün yine aynı tempoya devam. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın. ❤

You May Also Like

0 yorum