Press Karaköy | Mekan Önerisi

by - Temmuz 18, 2017



Artık biliyorsunuz ki benim adeta damarlarımda kan yerine kahve akıyor. Kafeinin her türlüsü kabulüm olduğundan yeni kahveler denemeyi de çok seviyorum. Press Karaköy'ü tamamen tesadüf eseri keşfettik. Geçerken "Aa burası hoş görünüyor, hadi bir oturup kahve içelim!" diyerek geçtik oturduk ve menüsünü gördüğüm ilk an müdavimi olacağımı anladım. Filtre kahve, americano, latte gibi klasik kahvelerden; menengiç, dibek, sütlü, damla sakızlı veya sade türk kahvesi gibi geleneksel kahvelerimize kadar her damağa uygun bir tat var menülerinde. Kahve sevmeyenler için çay çeşitleri ve diğer içecekler de mevcut tabii ki. 

Tabii ben illa fancy fancy kahveler deneyeceğim ya direkt gözüm menünün sağ alt köşesindeki Paralel Kahveler kısmına gitti. Tarçınlı ve yanlış hatırlamıyorsam beyaz çikolatalı mocha söyledim, ilk gidişimin üzerinden çok uzun zaman geçtiği için beyaz çikolatadan emin olamasam da tarçınlı olanı söylediğime eminim. Bir de oreolu bir şeyin kötü olma ihtimali pek olmadığından Chocolate&Oreo Mocha söyledik. İkisi de tek kelimeyle muazzamdı. Bakın kahvenin her türlüsü kabulümdür diyorum evet ama bu her içtiğimi beğendiğim anlamına gelmiyor, tam tersine o kadar çok kahve içtim ki kolay kolay beğenmem o kadar. Fakat bu kahveler bana ilk yudumu aldıktan sonra istemsizce gözlerimi kapatıp "Mmmm.." dedirttirdi, o kadar söylüyorum.


Tabii aklımın kaldığı diğer kahveleri de denemeliydim bu yüzden geçenlerde tekrar gittim. Ne kadar güvenli alanımda kalıp her zaman favorim olan White Chocolate Mochayı veya önceki gittiğimde aklımı başımdan alan Chocolate&Oreo Mochayı söyleyesim gelse de bir an, "Hayır, farklı bir şey deneyeceksin." dedim kendime ve Peppermint Mocha söyledim bu sefer de. O mint tadı o kadar kararında geliyor ki ağıza, onun da hastası oldum. Yani üçte üç, kabul etmek gerekir ki kahve konusunda gerçekten çok başarılılar. Tek pişmanlığım yanında bir de tatlı söylememiş olmam çünkü burası Red Velvet kekleriyle ünlüymüş ve okuduğum yorumlar kadarıyla gerçekten beğenmeyen birini henüz görmedim. 


Yer aslında biraz küçük ama bu benim için negatif bir şey değil, tam tersine sıcak bir hava verdiğini düşünüyorum. Masalardaki minik kaktüsler ve her masanın bir adı olması (İlk fotoğrafta görebileceğiniz üzere bize Gabriel Garcia Marquez denk gelmişti), içerideki oturma yerleri salıncak olan masa ve vitrinlerindeki o muazzam tatlıları burayı kahvelerinin güzelliği dışında sevmek için sebeplerden sadece bir kaçı. Bir sonraki gidişimde mutlaka tatlılarından da denemeye kararlıyım ve bakalım o zaman deneyeceğim kahveyi de ruh halim belirleyecek. Karaköy'e yolunuz düşerse mutlaka bir uğrayın derim ben. Adresi de aşağıya bırakıyorum ki burası neredeymiş acaba diye dertlenmeyin ve sokak adını telefonunuzdaki haritaya yazarak rahat rahat gidin. 

Adres: Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi, 
Hoca Tahsin Sk. No:15, 34425 
Beyoğlu/İstanbul

You May Also Like

0 yorum