Sokrates'in Savunması - Platon

by - Temmuz 31, 2017


"Yargıç, adaleti lütuf gibi dağıtmak için değil, yasalara göre hüküm vermek için o mevkie gelir."

Bu kitabı daha önce açıkladığım sebeplerden ötürü puanlamadım ve bu yazıyı da blogda bulunabilmesi için kitap yorumları kategorisine koysam da kitap yorumu olarak nitelendirmeyeceğim. Daha çok bilgilendirme amaçlı bir yazı olacak. Sokrates, MÖ 469-399 yılları arasında yaşamış ve kendisinden önce felsefeciler olsa da felsefenin onunla şahlanmış olduğunu söyleyebiliriz. Ölümü 70 yaşında, mahkemede hakkında idam cezası çıkmasıyla ve vücudu yavaş yavaş felç eden bir zehir içmeye zorlanmasıyla gerçekleşmiş. Aslında buna pek de zorlanma denemez ama buna yazının ileriki bölümlerinde değineceğiz. İşte bu kitapta da Sokrates'in idam cezasına çarptırıldığı davada yaptığı efsanevi savunmasını okuyoruz. Sokrates diğer bir çok filozofun aksine bir şeyler yazmadı, yüzyüze konuşmaya inanırdı. Bu yüzden Sokrates'in düşüncelerinin çoğunu öğrencisi Platon'un yazdığı, Sokrates'in diğer insanlarla kurduğu diyologları içeren eserler aracılığıyla öğreniyoruz.

Bu kitap Euthyphron, Apologia (Sokrates'in Savunması), Kriton ve Phaidon isimli dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm olan Euthyphron, aynı ada sahip bir din bilimci ile Sokrates arasında geçen dindarlık konulu diyalogdan oluşuyor. Bu diyalog Sokrates'in savunmasını yapacağı davanın hemen öncesinde geçiyor ve Sokrates'in dini inançları hakkında bize ışık tutuyor. Sokrates'e karşı yapılan suçlamalar eski tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar ürettiği ve gençleri yoldan çıkardığı üzerine olduğu için din hakkında tartıştığı bu diyalog oldukça önemli aslında.

İkinci bölüm olan Apologia asıl Sokrates'in savunmasının olduğu bölüm. Atinalılar söz konusu din olduğunda hassaslardı ve Diagoras, Protagoras gibi başka filozoflar da bu konudaki düşüncelerinden dolayı mahkum edilmişti ancak onlar sürgünü seçerek hayatlarını kurtarmışlardı. Yasalara göre Sokrates'e sürgün edilmeyi mi yoksa ölmeyi mi tercih ettiği sorulur. Sokrates sürgüne gideceğine ölümü tercih eder ve 70 yaşında ölüm cezasına çarptırılır. Sokrates bunun üzerine daha önce bütün jürilere "Atinalılar" şeklinde hitap ederken, beraatine oy kullananlara "Sayın yargıçlar" diye hitap etmeye başlar ve "Kendimi şimdi savunduğum şekilde savunduktan sonra ölmeyi,yalvarıp yakararak ölümden kurtulmaya yeğ tutarım." der, onurunu, gururunu cezadan kurtulmak için bile ayaklar altına almaz.Cezanın kesinleşmesinden sonra haksız yere mahkum edildiğini belirtir ve savunmasını şu şekilde bitirir: "Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir."


Üçüncü bölüm Kriton, Sokrates ile öğrencisi Kriton'un diyaloğundan oluşuyor. Kriton, Sokrates'in ölümünden bir gün önce onu ziyarete gelerek firar etmeye ikna etmeye çalışır ancak Sokrates reddeder çünkü firar etmenin kendine yakışmayacağını ve eğer bunu yaparsa kendisini suçlayanları haklı çıkartacağını düşünür. Sokrates'e göre yasaların ve toplumun menfaati her şeyden önemlidir. Bu yüzden çıkan karar aleyhine bile olsa saygı duyması gerektiğini söyler.

Dördüncü ve son bölüm olan Phaidon'da Sokrates'in son saatlerini öğrencisi Phaidon'un ağzından okuyoruz. Çoğunlukla ölüm ve ölümden sonrası hakkında olan diyalogta Sokrates tekrar tekrar ruhun ölümsüzlüğünü irdeler. Bu konuşmanın sonunda Sokrates vicdanı rahat, hiç korkmadan ve özgürce kendisine verilen zehri içerek hayata veda eder. Son sözleri "Asklepios'a bir horoz borçluyuz Kriton. Parasını ödeyin, sakın ihmal etmeyin." olur. Sokrates bu sözleriyle hastalık gibi gördüğü ruhun bedenden ayrılamaması durumundan kurtulacağını düşünerek Sağlık Tanrısı Asklepios'a adına bir horoz kurban edilmesini ister.

"İşte Ekhekrates, dostumuzun ve tanıdığımız insanlar içinde, çağdaşlarının en iyisi, en doğrusu ve en adili olduğunu söyleyebileceğimiz insanın sonu böyle oldu."

You May Also Like

0 yorum