Büyük Balık - Daniel Wallace | Kitap - Film Yorumu

by - Eylül 01, 2017


"Bir adamın anlattığı hikayelerin hatırlanması o adamı ölümsüz kılar, bunu biliyor muydun bakalım?"

Masalın ve gerçeğin arasındaki sınırda sürekli gidip gelen bir öykü bu ve daha güzeli ne tarafa daha yakın olduğunuzu hiç bilmiyorsunuz. Baba-oğul sıfatlarının yakınlığı ve babanı hiç tam olarak tanıyamamanın verdiği uzaklığı işleyen bu kitapta hikaye basit aslında; Edward Bloom ölüyor ve oğlu William Bloom bütün şakalarının, masallarının ve fantastik öykülerinin arkasında babasının gerçekten kim olduğunu bilmek istiyor.  Çünkü kendini hep küçük su birikintisinde "büyük balık" olarak görmüş olan Edward Bloom, devleri ehlileştirenden, büyülü göz kurtarıcısına, vahşi yaratıkların kalbini sökenden, nehir perilerini kurtarana, kısacası bir mitten bir baba figürüne kimdi gerçekte? Anlattığı masallar ve gerçekler nerede başlıyor ve nerede bitiyordu? Ama aslında önemli olan bu değil bu kitapta. Çünkü Edward Bloom artık büyüyüp bütün hikayelerinden sıkılan oğluna kendi söylüyor: "Hikayeye inanman gerekmiyor, hikayenin anlattığı şeye inanman gerekiyor. Bir tür metafor gibi."


Bütün fantastik hikayeleri, komik olan ve olmayan fıkraları, eğlenceli ve büyüleyici havasının yanında aile kavramı ve baba-oğul ilişkisi çevresinde dönen trajik ve buruk bir hikaye bu. İçinde çokça fıkra ve komik öykü bulunduran bir kitap olmasına rağmen özellikle yarası olanlara tuz olup yakabilir. Sadece kitabın bir kısmında onaylamadığım bir durum olduğundan dolayı 1 puan kırdım ve 4 yıldız verdim. Ne kadar kırık bir aile yapısı anlatıyor olsa da ve aslında o durumun da kitaptaki diğer şeyler gibi gerçek olup olmadığını bilmesek de beni rahatsız etti. Okuduğunuzda ne olduğunu tahmin edersiniz zaten siz de. Bu küçük durum dışında kitap muazzamdı. Aynı Doppler gibi YKY'de öylesine gezerken kimsede görmediğim ve yorumunu da hiç okumadığım bir kitaptı bu da. Nedense YKY'de bakınırken keşfettiğim kitaplar hep harika ve inanılmaz etkileyici çıkıyorlar.

"Dr. Bennett'in babamın bir sene ömrü kaldığını söylemesinin üzerinden yaklaşık bir sene geçti ama babam o kadar uzun zamandır ölüyor ki, sonsuza dek ölüyor halde kalacağını sanıyordum."

Basit ve akıcı diliyle bir çırpıda okuyabileceğiniz ama sizi duygudan duyguya sürükleyebilecek, hem eğlenceli hem hüzünlü, aynı zamanda da size bir şeyler katabileceğini düşündüğüm, harika alıntılara sahip bir kitap. Aynı zamanda Tim Burton'ın yönetmenliğini yaptığı bir filmi de var ve çoğu insan zaten kitabını değil filmini biliyor. Hemen kitabının üstüne filmini de izledim ve şimdi biraz da ondan bahsedeceğim.

Filmi oldukça ünlü bir kitap aslında bu. Yönetmeni ve oyuncu kadrosuyla çok değerli insanları bir araya getirmiş muazzam bir film bence de. Star Wars'tan çok sevgili Obi-Wan'ımız Ewan McGregor, zarifliğiyle hep büyüleyen Jessica Lange (ayrıldıktan sonra AHS'nin tadı kaçtı resmen.), Potterheadlerin Bellatrix Lestrange'i Helena Bonham Carter ve Inception gibi pek çok filmde harika iş çıkartmış güzeller güzeli Oscar ödüllü Marion Cotillard gibi inanılmaz bir kadro bir araya getirilmiş. 

Film ve kitap inanılmaz farklı ilerliyor. Olan olaylar aşağı yukarı aynı olsa da zamanları, mekanları ve gerçekleşme şekilleri tamamen farklı ve kitapta olan pek çok şeyin filmde olmadığı gibi, kitapta olmayan da bir sürü şey eklenmiş. Kitapta olmayıp filme eklenen  bir çok karakter de var. Bütün bu farklılıklar normal şartlarda filmi tamamen gözden çıkartıp "Kitap kesinlikle daha iyiydi!" diye ortalıklarda dolanmama sebep olur ama bu sefer durum farklı. Ne kitap daha iyiydi diyebiliyorum ne de film, ikisinin de kendine has bir tadı vardı ve ikisi de birbirinden bağımsız ele alındığında çok güzeldi bence. Filmde bütün hikayeler birbirine bağlantılı hale getirilmeye çalışılmış ancak bu kitaptaki pek çok şeyin atlanmasına sebep olurken aynı zamanda hoş bağlantı noktaları da oluşturmuş. Yine de özellikle bir kısım dışında hikayelerin kitaptaki anlatılış şekilleri çok daha fazla hoşuma gitti.Hatırlarsanız yukarıdaki kitap yorumumda kitabın bir kısmında beni rahatsız eden bir durum olduğunu söylemiştim. İşte o kısım filmde tam olmasını isteyeceğim şekilde değiştirilmişti ve bu yüzden sonunda daha yoğun duygular yaşattı bana. Filmin çekimleri, havası zaten tam Tim Burton'ın çoğu filminde olan masalsı bir anlatışa ve ortama sahip. 

Sonuç olarak hem okuduğuma hem de izlediğime inanılmaz mutlu olduğum bir öykü. Filmini mi izlesem kitabını mı okusam diyorsanız bence hiç şüpheye düşmeyin ve ikisini de yapın. Kitabı bitirmemin hemen peşine izledim filmi ve yine de hiç sıkılmadım çünkü dediğim gibi gerçekten de ikisinde de ayrı bir tat var. Yalnızca benim tavsiyem önce kitabı okumanız yönünde. İyi okumalar ve iyi seyirler.

Film afişi IMDB'den alınmıştır.

You May Also Like

0 yorum