Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu - Brian Selznick | Kitap - Film Yorumu

by - Eylül 06, 2017


"Dünyanın dev bir makine olduğunu hayal etmek hoşuma gidiyor. Biliyorsun, makinelerin asla fazla parçası olmaz. Bütün parçalar gerekli model ve sayıdadır. Eğer dünya dev bir makineyse burada olmamın bir sebebi olmalı."

Bu kitabı nereden başlayıp nasıl anlatacağım hiç bilmiyorum, öyle güzeldi ki.. Şu ana kadar bekletmemin sebebi inanılmaz ağır bir cildi olmasıydı, bu yüzden yanımda taşıyamayacağım diye başlamıyordum bir türlü. Tatilde evdeyken fırsat bu fırsat başlayayım dedim ve aslında hiç endişelenmeme gerek yokmuş çünkü zaten elimden bırakamadım ve birkaç saat içinde bitti. Öyle bir kitaptı ki kalbimin bazı yerlerini paramparça etti, bazı yerlere merhem oldu. Kitabı düşündüğümde içimdeki hissi tarif etmem gerekirse kesinlikle sıcacıktı derim. Belki bir kitabı tarif etmek için garip bir kelime seçimi ama gerçekten, bu kitap sıcacıktı.

1931 yılı Paris’inde Hugo adında bir çocuk gizlice tren istasyonunun duvarlarının arasında yaşıyor ve istasyonun saatlerinin günlük tamir işlerini yapıyor. Babası da saat tamircisi olduğundan mekanik düzeneklere, robotlara, makinelere oldukça ilgili ve onlarla uğraşmak konusunda da oldukça becerikli olan Hugo babasından kalan son şey olan bir mekanik adamı tamir etmeye hayatını adamış durumda. Babasının robotu tamir etmeye çalışırken kendisine bir mesaj bıraktığını ve çalıştırınca bu mesajı öğreneceğini düşünen Hugo bu amacı için istasyondaki oyuncakçıdan da sürekli minik parçalar çalıyor. Robottan alacağı mesajın hayatını değiştireceği inancı ile durmadan çalışan Hugo’nun hayatı gerçekten de bu robot, oyuncakçı ve onun manevi kızı Isabelle ile hiç tahmin etmeyeceği şekilde tamamen değişiyor.


"İşte bu yüzden kırık bir makine gördüğümde çok üzülürüm. Çünkü artık ondan yapması beklenen şeyi yapabilmesi mümkün değildir. Belki aynı şey insanlar için de geçerlidir, eğer hayatta bir amacın yoksa kırılmış ve işe yaramaz bir oyuncak gibisindir."

İnanılmaz derecede bir yaratıcılıkla ortaya çıkmış olduğunu düşündüğüm bu kitap beni bir çok açıdan büyüledi. Normal illüstrasyonlu kitaplarda hikaye tamamen yazılır ve hikayeye uygun resimler de yazının altına, üstüne, yanına, bir yerine eklenir değil mi? İşte bu kitap öyle değil. Hikayenin bir kısmı normal yazıyla anlatılırken, geri kalan kısmı illüstrasyonla anlatılıyor. Aynı anda hem kitabını okumak hem de filmini izlemek gibi bir his bırakıyor insanda. Kitap boyu Hugo’yu alıp sımsıkı sarılasım, saçlarını sevesim geldi. Bir kitap karakteri değil de küçük kardeşimmiş gibi sanki, bir karakteri bu kadar içten sevdiğim çok nadir oluyor. Hala okumamış veya almakta tereddüt edenleriniz varsa bir dakika bile düşünmeyin derim ben.


Bu harika kitabın filmine gelirsek öncelikle Hugo’yu canlandıran Asa Butteerfield’ın karaktere muazzam derecede iyi yakıştığını düşünüyorum. Sanırım canlandırdığından daha iyi bir Hugo hayal edemezdim, zaten kitapta haddinden fazla sevdiğim Hugo’yu filmde masum çocuk bakışlarıyla, zaman zaman gözlerimi yaşartabilecek kadar yansıttığı hüznüyle gördükçe bir kat daha fazla sevdim. Ya gerçekten anlatamıyorum yani ne kadar benimsediğimi, resmen çocuğu eve alıp nüfusuma geçiresim var. Film kitaba oldukça sadık başlıyor, repliklerin birçoğu da kitaptakiyle tamamen aynı. Ne yazık ki filmin özellikle ikinci yarısında gereksiz çok fazla ekleme yapıldığını düşünüyorum. Örneğin istasyon polisinin o kadar fazla sahnesinin olması çok anlamsızdı bence. Bu tarz eklemeler yapılacağına Isabel’in nasıl olup da oyuncakçının manevi kızı olduğu gibi atlanan ve fazlaca önemli detayların dahil edilmesini dilerdim. Özellikle istasyonun nezarethanesinde geçen bir sahne var ki kitapta çok hoşuma gitmişti ancak filmde orası da atlanmıştı ve onun yerine istasyon polisine kitapta olmayan bir geçmiş eklenmiş ve bu sayede hareketleri mantıklı hale getirilmeye çalışmıştı. Gerçekten, neden istasyon polisi üzerine bu kadar oynadıklarını çok merak ediyorum, şahsen kitabı okuyan kimsenin umurunda olan bir karakter olduğunu sanmıyorum. Yani kitapla daha paralel olsa daha da güzel olacağını düşünüyorum tabii ki ama yine de sevdim filmi de. Bazı yerlerinde gözlerimi dolduracak kadar iyi verdi çünkü duyguları. Yine kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ettiğim ve filmini hemen ardından dahi izleseniz sıkılmayacağınızı düşündüğüm bir hikaye Hugo Cabret.  İyi okumalar, iyi seyirler.

*Film afişi IMDB'den alınmıştır.

You May Also Like

0 yorum