Elia İle Yolculuk - Zülfü Livaneli | Kitap Yorumu

by - Kasım 08, 2017



“Sakın ola hiçbir şey için üzülme ama bol bol kız, öfkelen, dövüş, savaş, küfret ama üzülme. İnsanı üzüntü çürütür.”
Zülfü Livaneli’yle ilk lisede okuduğum Serenad kitabı ile tanışmıştım. Sanki büyülü gibi gelmişti satırları ve o kitap bittiğinde anladım ki Livaneli ne yazsa okurum. Elia Kazan, 3 oscarlı bir Kayserili. Kayserili ama aslen Rum ve üstelik New Yorklu. Kimlik kargaşasının belki de ayaklı tanımı olan dünyaca ünlü usta yönetmen belki de hep Oscar töreninde salonun yarısı tarafından protesto edilirken kalacaktı aklımızda. Ama bu kitabı okuduktan sonra benim için bu durum değişti. James Dean’den tutun Marilyn Monroe’ya, Robet De Niro’dan Marlon Brondo’ya aklınıza gelemeyecek isimlerin hayatına dokunmuş Elia Kazan’ı bir de dostu Zülfü Livaneli’nin gözünden görüyoruz. Sanki karşılıklı oturmuşsunuz da Livaneli size anılarını anlatıyormuş gibi bir his veriyor kitap. 

McCarthy döneminde Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce (HUAC) sorgulanan Elia Kazan, ömrü boyunca bunun izinden kurtulamamış ve oldukça yaşlanmış olsa da bir nebze huzur bulabilmek umuduyla Kayseri'ye, köylerine gitmek istemiş. Böylece Livaneli ve Kazan'ın İstanbul'dan Kayseri'ye yolculukları başlamış. Çok fazla özetlenip, konusu kısaca söylenebilecek bir kitap değil. Daha çok kendiniz tadına varmalısınız bence. Hem Zülfü Livaneli, hem de Elia Kazan hakkında belki de başka hiçbir yerde duyamayacağınız şeyler öğreniyorsunuz. Üstüne bir de Livaneli'nin bildiğimiz klasik anlatımı var ki hem harika şeyler okuyor, hem de sürekli yeni bilgiler öğreniyorsunuz. Serenad'ı da sürekli bir yanımda Google açık, bir şeyler araştırarak okumuştum ve öğrendiklerim nedense bir tarih dersinde öğrendiklerimden daha çok aklımda kaldı. Bu da Zivaneli'nin büyüsü işte heralde.

“Dünyada iyi insan kötü insan diye bir şey yoktur. Herkes birbirini kendi egosunun çatlaklarından izler, hayat bir yanlış anlamalar bütünüdür.”

Sadece ikisi arasında geçen anılar da değil, etnik köken, ait olmak, ayrımcılık ve etiketler gibi pek çok kavram üzerinde duruyor Liveneli Elia Kazan'ın hikayesini anlatırken. Aynı Elia gibi Rum asıllı olduğumdan sanırım bana ayrı bir şekilde hitap etti kitap. Livaneli'nin ezeli düşmanlar gibi görülen Türk ve Yunan ırkının 500 yıl birlikte yaşadığını, dolayısıyla aslında kültürlerimizin fazlaca iç içe geçmiş ve çok benzer olduğunu anlattığı kısımları ayrı bir sevdim dolayısıyla. Ben çok beğendim, dediğim gibi muhtemelen Livaneli ne yazsa beğeneceğim. Aralara eklenmiş çizimlerin de harika olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Zaten resimli kitaplara ayrı bir zaafım var. İyi okumalar. :)

You May Also Like

0 yorum