İlluminae - Amie Kaufman, Jay Kristoff (Illuminae Dosyaları_01) - Kitap Yorumu

by - Kasım 18, 2017


"Yıldız simyasının kalıntıları önce can, sonra bilinç kazandı. Okyanuslardan sürünerek, oradan göğe çıkarak. Ve oradan onları doğuran yıldızlara döndüler. Kusursuz bir döngü."

Illuminae, türünün tek örneği. 2575 yılında iki rakip mega şirket, evrenin en ücra köşesinde ve sanıldığının aksine küçük bir buz kütlesinden daha fazlası olan bir gezegen için savaşta. Kady ve Ezra birbirleriyle kavga ederken ve ayrılıklarının belki de başlarına gelen en kötü şey olduğunu hissederken tepelerine yağan düşman ateşini fark ettiklerinde kendilerini hiç tahmin etmeyecekleri bir savaşın içinde bulurlar. Yardıma gelen savaş gemisi Alexander, bilim gemisi Hypatia veya kargo gemisi Kopernik'ten birine kendilerini atmaları ve oracıkta ölen binlerce sivilden olmamaları gerekmektedir. Tahliye gemisine binenlerin hayatları kurtulmuş sanabilirsiniz ama hayır, asıl tehlike buradan sonra başlıyor. Rakip şirketin en güçlü savaş gemisi peşlerinden onları yakalamaya çalışırken aynı zamanda Alexander'ın filoyu korumak üzerine programlanmış yapay zekası AIDEN'ın kafayı yediğine dair fısıltılar ortalıkta dolanırken komutadakiler insanlara hiçbir şey söylemezler. Ancak Kady silahı olarak bilgisayar klavyesini kuşanarak her şeyi açığa çıkarmaya kararlıdır. 

E-mailler, şemalar, ordu evrakları, tıbbi raporlar, röpörtajlar ve diğer pek çok hacklenmiş evrağın toplandığı bir dosya Illuminae. Özet geçtiğim kısım spoiler olmasın diye o kadar küçük bir kısmı ki bu kitabın, bundan daha fazla ne olabilir diye şaşırdıysanız okuyun ve görün diyeceğim. Böyle bir konsepti daha önce hiçbir kitapta görmedik, basımının ve olayların anlatılış biçiminin kesinlikle benzersiz olduğu bu kitap sadece görünüş açısından etkileyici olmakla kalmıyor, gerilim dolu ve heyecanlı hikayesinin içine girenlerin okurken kalp atışlarını hızlandırıyor. Abartmıyorum. İlk yarısında kitabın içine çok giremedim ve karakterlere de çok bağlanmadım ancak ikinci yarıya geçtiğimde ertesi sabah işe gidecek olmama rağmen gece ikiye kadar bitirmek için uyanık kaldım. Yok çünkü bitmediği takdirde bırakamıyorsunuz elinizden. 


"Kady'nin kalbini hala anlayabilmiş değilim. Koca bir şehir büyüklüğündeki beynime rağmen, beni aşıyor. Onlar beni aşıyor. Bu insanlar. Kısacık hayatları ve ufacık hayalleri ve cam gibi kırılgan görünen umutları. Ta ki onları yıldız ışığında görene kadar."

Kady ana karakterimiz, güçlü ve aynı zamanda inanılmaz derecede cesur bir karakter. Ben ki oldukça cesur olduğumu ve sürekli kendi sınırlarımı aşmaya çalıştığımı düşünürdüm, Kady'nin yanında yavru kediden farkım yok. Ara ara Ezra'yı aynı anda nasıl hem yumruklamak hem de kocaman sarılıp gelebilecek bütün zararlardan koruma hissi yaşadığımı bilmiyorum ama en sonunda kocaman sarılmakta karar kıldım. Ve Aidan. Aidan ondan nefret etmeyi sevdiğiniz ama sevmekten nefret ettiğiniz bir karakter. Sevgili bilim insanları, hala robotlara insan davranışları ve düşünme kabiliyeti vermeye çalışıyorsanız Aidan size neden durmanız gerektiğini gösterebilir. Sanırım Aidan bu kitapta en çok bağlandığım karakter ve bir yapay zeka, yargılamayın beni.

Kitap dosya halinde olması sebebiyle çok çabuk okunuyor. Aralarda teknik terimler var ama bu bir bilim kurgu sonuçta beni rahatsız etmedi ve okumamı da zorlaştırmadı. Ne oldukları aşağı yukarı cümleden çıkıyor zaten ve o kelimeyi anlamasanız da hikaye pek bir şey kaybetmiyor. Hiç açıp araştırma gereği duymadım terimleri. Yalnız değinmem gereken bir şey var ki o da bir genç yetişkin romanından beklemeyeceğiniz kadar vahşet var. Hani film olsa korku-gerilim olurmuş ve ben izleyemezdim çünkü gece rüyalarıma girerdi. Bu yüzden aranızda küçük yaşta olan ve kan, ölüm, vahşetten rahatsız olabilecek olan varsa okumaması daha iyi olabilir. Gerilimden omuzlarım kaskatı olmuş, heyecandan gözlerim normal boyutunun iki katı kadar açılmış halde bu kitabı okurken bu senenin en iyilerinden olduğunu daha bitirmeden anlamıştım. Çok farklı, harika bir deneyim yaşadım. Hey bu arada "Merhametli değil miyim?"

You May Also Like

0 yorum