5 Maddede Ofisinin Gördüğü En iyi Stajyer Ol!

by - Ocak 18, 2018

Öncelikle belirteyim ki bu yazım sadece avukat stajyerlerine yönelik olmayacak. Her meslekte zorunlu stajyerlik olmasa da gerek sorumluluk almayı öğrenmek, gerek deneyim kazanmak ve CV’mizi etkileyici hale getirmek, gerekse tam zamanlı işe dönüşme ihtimalinden ötürü staj pek çoğumuz için oldukça önemli bir unsur. Pek çok staj çeşidi var tabii. Gerçek hayata atılmadan ve ciddi anlamda yetişkinlemek (evet bu kelimeyi ben uydurdum, bkz. Adulting) zorunda kalmadan yaz tatillerinde veya öğrenciyken derslerin hafif olduğu dönemlerde yapılan stajlar, avukatlıkta olduğu gibi belirli bir süre yapılması gereken tam zamanlı zorunlu stajlar gibi listeyi uzatabiliriz ancak ben burada tüm stajlar için ayrım yapmadan nasıl çalıştığınız yerin gelmiş geçmiş en iyi stajyeri olursunuz bunu anlatacağım.

Daha öğrenciyken stajyer kariyerime yaz stajlarıyla başlamış, şimdi 1 senelik zorunlu stajımın sonuna gelmiş ve işverenimden stajım bittiğinde de işyerinde kalma teklifi almış (ofiste en çok istediğim yeri kapmam da cabası heheh) bir stajzede olarak bu dönemi sağ atlatmakla kalmayıp nasıl olabildiğince verimli kullanabileceğimiz konusunda kendi deneyimlerimden çıkarımlar yapabilecek konumda olduğumu düşünüyorum. O zaman başlayalım genç padawanlar. 


1. Her zaman dakik olun ve işe vaktinde gelin.
Kendiniz hakkında doğru izlenim vermek için en elverişli zaman işe yeni başladığınız zamandır ve her gün işe vaktinde gelmek “Ben sorumluluk sahibiyim.” demenin en etkili ve basit yollarından biri. Hatta ben işe başladığım ilk 7-8 ay boyunca işyerimde 09.00 da işbaşı olmasına ve 15-20 dk hatta yarım saat geç kalınınca çok da sıkıntı yapılmamasına rağmen 8.45’te her gün istisnasız ofisteydim. Sadece ofise gelmekle alakalı bir durum da değil bu. Örneğin bana bir dilekçe verilirdi ve dilekçelerin 2-3 hafta süresi olurdu. Bütün arkadaşlarım son gün yazıp teslim ederken ben her seferinde bana verildiği gün, en kötü ertesi gün tamamlayıp teslim ettim. Gerekirse iş çıkışı fazladan kaldım, gerekirse eve iş götürdüm ama her zaman elimdeki işi tamamladım ve baştan savma değil, hakkını vererek tamamladım. Artık ofiste kalıcı olduğum için biraz daha işler değişti benim için tabii. Arada bir 09:09-09:10 gibi geldiğim oluyor veya artık kendi işlerimi kendim organize edebileceğime güvendiklerinden işlerimi ne zaman yapacağımı bana bırakıyorlar. Hatta iş vermeden önce “Programın nasıl, yarın müsait misin?” diye soruyorlar. Herkesin dışarıda işi varsa haber vermesi gerekirken bana aynı zorunluluğu dayatmıyorlar mesela. Bazen sabahtan adliyeye gidiyorum ve haber verme gereği duymuyorum çünkü zaten biliyorlar ki ben geç kalmam ve ofiste değilsem başka bir yerde işim vardır. Böylece karşılıklı güven ilişkisi kurulmuş oluyor.

2. Bol bol soru sorun.
“Bilmiyorum.” demek zor geliyor en başlarda çünkü olabildiğince yetkin göstermek istiyoruz kendimizi. Ben başlarda aynı hatayı yaptım ve boşu boşuna kendime zorluk yarattığımı şimdi görüyorum. Siz stajyersiniz, zaten öğrenmeye ve deneyim kazanmaya gelmişsiniz. İşverenleriniz de bunu biliyor. Bir iş verildiğinde bilmiyorsanız açıkça “Ben bunu bilmiyorum, yardımcı olur musunuz?” diyebilmelisiniz. Size verilen işi biliyorsanız bile detaylarını sorabilirsiniz. Örneğin dilekçe yazacaksanız “Ben şu açılardan cevap vermeyi düşünüyorum, sizce uygun olur mu?” veya “Siz ne önerirsiniz?” gibi sorular sormanız sizin konuyla ilgilendiğiniz ve yaptığınız işe özendiğiniz anlamına gelecektir. 

3. Daha fazla iş isteyin.
Lütfen ama lütfen o kenarda oturup en büyük başarısı “hiçbir şey” yapmak olan stajyerlerden olmayın. Bana sürekli sorular geliyor “Bana iş vermiyorlar.”, “Bütün gün boş oturuyorum, bir şey öğrenmiyorum.” diye ve “Sen gidip iş istedin mi?” diye cevap verdiğimde cırcır böcekleri duyuluyor. İlk olarak yardımcı olabileceğiniz bir şey olmadığı cevabı alırsanız da pes etmemeniz ve ara ara sürekli bunu sormanız gerek. Hiç işim yoksa alırdım dosya okurdum ben sürekli mesela ki şu an dilekçe yazarken bol bol dilekçe okumuş olmam bana çok yarar sağladı veya gider dosyaları yerleştirirdim, ofisi organize ederdim ama hiç boş durmazdım. Gerçekten istekli ve çalışkan olduğunuzu böyle gösterebilirsiniz.

4. Yaptığınız işler hakkında geribildirim isteyin.
Sınav dönemlerinde öğretmenlerimiz sürekli “Çok soru çözmekle olmaz, yanlışlarının doğrularını öğrenmen gerek” derlerdi hatırlıyor musunuz? İşte bu da aynı mantık. Eğer yaptığınız işlerde eksikliklerinizi, hatalarınızı öğrenmezseniz asla ilerleyemezsiniz ve zaten şu anda yapabildiğinizi yapmaktan öteye gidemezsiniz. Siz istemezseniz çok yüksek ihtimalle kimse size eksiklerinizi anlatmaz. Bizim ofisimizde bizim yazdığımız dilekçeler kıdemli avukatlarımızın kontrolünden geçerek mahkemelere sunuluyor. Ben ne zaman bir dilekçe yazıp mail atsam, gönderdiğim kişiye gidip düzeltilmiş halini bana geri atmasını, eksiklerimi ve hatalarımı inceleyeceğimi söylüyorum ve bunun onları nasıl etkilediğini size kelimelerle anlatamam. Hatta bazen hevesli olduğumu bildiklerinden beni yanlarına oturtuyorlar ve üzerinde tartışarak birlikte kontrol ediyoruz. Üzerinde hiçbir değişiklik yapmadıkları bir dilekçem olduğunda benim için önemli olduğunu bildiklerinden özellikle odama gelip olduğu gibi mahkemeye sunacaklarını söylüyorlar mutlu olmam için. Ama diğer arkadaşlarım dilekçelerini gönderdiğinde onlar için iş bittiğinden kıdemli avukatlarımız düzeltiyor ve onlara hiçbir şey söylemeden mahkemeye sunuyorlar, yazdıklarının son halini görmüyorlar bile. Bu gerçekten önemli bir madde çünkü ancak bu şekilde kendinizi geliştirebilirsiniz. Bulunduğunuz işyerinde sizden kıdemli bir sürü insan olacak ve onların bilgisinden, tecrübesinden yararlanmak sizin elinizde. Bu harika imkanı olabildiğince çok şey kaparak değerlendirmelisiniz. 

5.Çalışma arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurun, olabildiğince çok kişiyle iletişime geçin.
İş arkadaşlarınızla iyi geçinmek sizin için daha mutlu ve huzurlu bir iş ortamı yaratacak olsa da benim bu maddeyi bu yazıya eklememin sebebi bu değil. İş ortamında veya iş vesilesiyle tanıştığınız herkes sizin için ileride iyi bir profesyonel çevre haline gelecek ve insanların ileride nerelere geleceklerini tahmin edemezsiniz. Buna kendi networkümüzü oluşturmak diyoruz. Sahip olduğunuz network ne kadar genişse, ileride o kadar rahat edersiniz. Hatta bu olaya okulda başlamanız daha bile iyi olacaktır. Sınıfta 200-300 kişi olabilir ve bir düşünsenize hepiniz aynı bölümdesiniz. Aşağı yukarı birbirinizle bağlantılı, ilintili hatta bazen aynı mesleklere sahip olacaksınız. İyi ilişkiler demek bir gün başınız sıkıştığında her şey bir “Alo” kadar kolay olacak demek. Çevreniz size zor zamanlarınızda yardımcı olabileceği gibi aynı zamanda size pek çok yeni fırsatlar da getirebilir. Örneğin bu avukat olarak benim için İzmir’de olan tek bir duruşmam için İstanbul’dan kalkıp oraya gitmektense orada yaşayan bir arkadaşımdan rica ederek halletmemden, alanlarımız olmayan konularda gelen müvekkilleri birbirimize paslamamıza kadar varıyor. Bu yüzden iş yerinizi değiştirecekseniz bile iyi şartlarda ayrılmanız çok önemli. Hatta bunlar pozisyon açığı yoksa ve iş teklifi alamamışsanız bile harika bir referans alarak bir sonraki işinize çok rahat geçiş yapmanızda bile yardımcı olabilir.

5 maddede kendi altın ilkelerimi anlattım, gerisi size kalıyor. Hadi, ofisinizin gördüğü gelmiş geçmiş en iyi stajyer olun!

You May Also Like

0 yorum