Başlat: Ready Player One - Ernest Cline | Kitap Yorumu

by - Ocak 26, 2018


"Gerçek dünyada yaşamıyorsun, Z. Bana söylediklerinden biliyorum, hiç gerçek dünyada yaşamamışsın. Sen de benim gibisin. Bir illüzyonun içindesin."

Daha önce de bahsettiğim üzere oyuncu bir babanın oyuncu kızı olarak büyüdüm. Babamla birlikte devasa büyüklükte ve kaba bir bilgisayarda oynadığım ilk bilgisayar oyununu da, ilk atarime sahip olduğum günü de dün gibi hatırlıyorum. Bu yüzden “Ready Player One” ve “Game Over” sözlerinin ifade ettikleri hep anlamlarından çok daha fazlası olmuştur zaten benim için. O piksel piksel görüntüler yepyeni dünyalar açıyordu bize çünkü. Mario ile prenses kurtarmak veya benim için en efsane atari oyunu olan Battle City’de bütün mahalleyi eve toplayıp turnuva yapmak çocukluğumdan bana kalmış harika anılarımdandır. Kitabı çok seveceğim başından belliymiş değil mi? Kitapta yaratılmış olan sanal gerçeklik oyunu (oyundan çok bir yaşam biçimi) Oasis, yeryüzündeki her oyuncunun hayallerini süsleyen bir teknoloji ürünü.  Oasis’te yarattığınız avatarınız ile kendinizi ve hayatınızı yeniden tamamen kendi istediğiniz şekilde yaratma gücünü elde ediyorsunuz. Oasis’teyken kelimenin tam anlamıyla her şey ama her şey gerçekten mümkün.

Yıl 2045 ve dünya yaşanacak bir yer olmaktan çok uzakta. Doğal kaynaklarını tüketen insanlık için Oasis bir oyundan çok daha fazlası; bir kaçış yeri, mutluluğa sahip olabildikleri tek yer ve bu mutluluğun bir illüzyondan ibaret olması kimsenin umurunda değil. Oasis’in kurucusu James Halliday öldüğünde ve arkasında bir video bıraktığında Oasis zaten olduğundan çok çok daha fazlasını ifade etmeye başlar. James Halliday asla evlenmemiştir ve bir varisi yoktur. Bu yüzden bütün servetini ve Oasis’in tam kontrolünü oyunun içine sakladığı 3 anahtarı bularak, 3 kapıyı açan ve nihayetinde paskalya yumurtasına ulaşan kişinin olacaktır. Halliday’in ölümünün ardından 5 yıl boyunca bırakın anahtarı bir ipucu bile yakalayamamış insanlar bütün bu yumurta olayının doğru olmadığını düşünmeye başlarlar ve yavaş yavaş aramaya devam edenlerin sayısı düştükçe düşer. Hatta hala arayışta olanlarla dalga geçilmeye bile başlanmışken Wade Watts ilk anahtara giden ipucunu bulduğunda gerçek dünyadaki kaos, Oasis dünyasını da hakimiyeti altına almak üzeredir.



"Bugüne dek bu gezegende yaşamış bütün insanlara olan şey olacak sana da. Öleceksin. Hepimiz öleceğiz. Olacak olan bu."

Uzunluğuna ve sonu gelmeyen paragraflarına rağmen bu kadar akıcı olabileceğini hiç tahmin etmezdim. O kadar eğlenceli ve heyecanlıydı ki okuduğum süreç boyunca inanılmaz keyifli bir ruh hali içerisindeydim. Bütün kaos, aksiyon ve maceralarının yanında bol bol 80’ler referansı da 90’lar çocuğu da olsam keyfime keyif kattı. Öyle bir nostalji moduna girdim ki kitap ayracı olarak 90’lardan kalma lisanslı Yu-Gi-Oh ve Pokemon kartları kullandım. Bu kitabı okuduğumda şu an elindeki tabletten gözlerini kaldıramayan çocukları gördükçe 90’lar çocuğu olduğuma tekrar tekrar şükreder bir haldeydim. Yine de yeni bir COD oyunu çıktığında bir hafta benden haber alınamadığını hesaba katarsak Oasis düzeyi bir sanal gerçeklik oyunu muhtemelen gerçek hayatla bağlarımı tamamen koparırdı. Bu kitaba Oasis’in devasa evrenindeki bütün yıldızları veriyorum, ha-ri-kay-dı.

You May Also Like

0 yorum