Gecenin Gecesi - Hasan Ali Toptaş | Kitap Yorumu

by - Ocak 17, 2018


“Bildiğim şu ki, o gelince İstanbul annem olurdu birden; duvarlar annem, kapılar annem, pencereler annem olurdu. Kapıya koşar, kimsenin ruhu duymadan içeriye alırdım onu, yüzünü saklardım bir yerlere, gözyaşlarını, ortalığa saçılan ayak seslerini ve bakışlarını saklardım. Kalırsa sevgisiyle şefkati açıkta kalırdı sadece, onları hiçbir yere sığdıramazdım.”

Hasan Ali Toptaş’ın kitapları hakkında yorum yazmak benim için hep zor oluyor çünkü böyle bir dehaya ne yazsam az gelecekmiş gibi geliyor. Ben Bir Gürgen Dalıyım (yorumuna üstüne tıklayarak ulaşabilirsiniz.) kitabına yaptığım yorum belki de hesabımdaki en çok özendiğim ve gurur duyduğum yorumlarımdan biri olabilir ve oradan zaten Toptaş’a hayranlığımı biliyorsunuz. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama insanın içine dokunuyor her seferinde. Bir de üstüne bu kitap, Ümit Ünal'ın harika resimlendirmeleriyle görsel şölen haline gelmiş.



Hasan Ali Toptaş, 5 kısa öyküden oluşan bu kitabı 18 senedir yazıyormuş. Bu 5 kısa öyküden asla birini diğerinin önüne koyup daha çok sevdim diyemiyorum. Her biri ayrı bir tat bıraktı damağımda. Usta yazarın naif ama çarpıcı bir dili, tuhaf ve özgün ama ferah bir anlatımı var. Her kitabında duru Türkçesine hayran kalıyorum ve hep daha fazlasını istiyorum. Bu kitapta yine sadece kelimelerle duygudan duyguya, düşünceden düşünceye koştum. Yatağımı sırtıma attım ve dağ tepe yürüdüm mesela, hüznüm kanatlarım oldu uçtum, cam kenarında annemi bekledim sonra. Toptaş’ın okuduğum her cümlesinde zihnim renkleniyor gibi bir his, anlatamıyorum. Öykü kitaplarının kısalığından mıdır bilmem, bazen eksik geliyor bazılarımıza ama ben tadımlık olacağını bilerek başladığımdan yine çok beğendim.  Zaten Hasan Ali Toptaş yer yer öyküde boşluklar bırakmayı seviyor ve bu kitabın eksikliğinden değil, sizin zihninizin doldurması amacıyla yapılan bir şey aslında. Ha doydun mu derseniz, tabii ki doyamadım çünkü ben 500 sayfasını da okusam Toptaş’ın diline zaten asla doyamıyorum.

"Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omzularıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım."

You May Also Like

0 yorum